Her şeyin ve herkesin "mükemmel" göründüğü bu zamanda, kendinizi eksik ve yetersiz hissetmekten yorulmadınız mı? Yalnız değilsiniz; hepimiz o pırıltılı ama bizi nefessiz bırakan kusursuzluk maskesinin altında eziliyoruz. O ağır zırhı çıkarmaya ve "el yapımı" kusurlarımızın içindeki o şahane mucizeyi birlikte hatırlamaya ne dersiniz? Mükemmeliyetçiliğin aynasında kaybolmaya başlayan benliğimizden, "özümüzden" bahsedeceğim.
1) İçimizdeki Çok Sesliliği Doğru Okumak
Hayatın boyunca en çok kiminle konuştuğunu hiç düşündün mü? Küresel zaman kullanım anketlerine göre, ortalama bir insan olarak günümüzün yaklaşık 8 saatini uykuya, 2 saatini yemek yiyip bir şeyler içmeye, 1.5 saatini ise kişisel bakımımıza ayırıyoruz. Geriye çalışmak, dünyayı deneyimlemek ve sosyalleşmek için devasa bir zaman dilimi kalıyor.
Uyanık kaldığımız, hayata karıştığımız saatlerde dış dünyayla gerçekte ne kadar konuşuyoruz? Arizona Üniversitesi’nin, insanların günlük yaşamlarına yerleştirdiği ses kayıt cihazlarıyla yaptığı o ünlü...
Doğum haritanıza baktığınızda birbiriyle etkileşim halinde olan onlarca sembol, açı ve gezegen görürsünüz. Ancak aralarında bir tanesi var ki, şekli bile onun bu hayattaki işlevini açıkça ele verir: Bir anahtara benzeyen Chiron sembolü (⚷).
Astroloji pratiğinde bir asteroit denilerek geri planda bırakılsa da, bu sembol sadece haritanızın değil, tüm hayatınızın kilidini açacak olan anahtardır. Aslında hepimiz, bir ömür boyu o sembolün işaret ettiği alanı çözüp, o kilidi açmakla uğraşırız. Farkında olsak da olmasak da, attığımız her adımda o anahtarın açacağı kapının etrafında döneriz.