Her şeyin ve herkesin "mükemmel" göründüğü bu zamanda, kendinizi eksik ve yetersiz hissetmekten yorulmadınız mı? Yalnız değilsiniz; hepimiz o pırıltılı ama bizi nefessiz bırakan kusursuzluk maskesinin altında eziliyoruz. O ağır zırhı çıkarmaya ve "el yapımı" kusurlarımızın içindeki o şahane mucizeyi birlikte hatırlamaya ne dersiniz? Mükemmeliyetçiliğin aynasında kaybolmaya başlayan benliğimizden, "özümüzden" bahsedeceğim.
1) İçimizdeki Çok Sesliliği Doğru Okumak
Hayatın boyunca en çok kiminle konuştuğunu hiç düşündün mü? Küresel zaman kullanım anketlerine göre, ortalama bir insan olarak günümüzün yaklaşık 8 saatini uykuya, 2 saatini yemek yiyip bir şeyler içmeye, 1.5 saatini ise kişisel bakımımıza ayırıyoruz. Geriye çalışmak, dünyayı deneyimlemek ve sosyalleşmek için devasa bir zaman dilimi kalıyor.
Uyanık kaldığımız, hayata karıştığımız saatlerde dış dünyayla gerçekte ne kadar konuşuyoruz? Arizona Üniversitesi’nin, insanların günlük yaşamlarına yerleştirdiği ses kayıt cihazlarıyla yaptığı o ünlü...
Kolektif Hafızanın Prangalarında Svastika
İnsanlık tarihi, kelimelerin henüz icat edilmediği, konuşmanın sınırlarının hakikati anlatmaya yetmediği o kadim çağlarda kendini sembollerle ifade etmiştir. Semboller; doğanın dilini, evrenin işleyişini ve insanın kendi içindeki o tarifsiz ruhsal enerjiyi dışa vurmasının ilk ve en saf yoludur. Ancak bu semboller arasında belki de anlamı en çok saptırılanı ve tüm bunlara rağmen varlığını korumayı başaranı, dünya genelinde "Svastika", kadim Türk kültüründe ise "Oz Tamgası" olarak bilinen o muazzam işarettir.